featured
  1. Haberler
  2. Analiz
  3. Yaşlı uçak gemilerine Fars Körfezi’nde yer yok

Yaşlı uçak gemilerine Fars Körfezi’nde yer yok

0
Paylaş

İranlı kıdemli komutandan açıklama: Hürmüz Boğazı savaşın merkez üssü haline gelirken ABD savaş gemileri bu sulara bir daha geri dönemeyecek.

İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki bu savaşın ana çatışma noktası, geçmişte olduğu gibi günümüzde de Fars (Basra) Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanmaktadır ve üst düzey İranlı komutanlar, Amerikan uçak gemilerinin bu sularda cezasız bir şekilde seyrettiği dönemin artık tamamen sona erdiğini söylüyor.

Deniz savaşına ilişkin bugüne kadarki en sert açıklamalarında, Genelkurmay Başkanı ve Hatemü’l Enbiya Merkez Karargahı Komutanı Tümgeneral Ali Abdullahi; ABD Deniz Kuvvetleri’nin etkisiz hale getirildiğini ve Fars (Basra) Körfezi’ne girmelerine bir daha asla izin verilmeyeceğini ilan etti.

Abdullahi şunları söyledi: İslam İranı’nın gururlu Silahlı Kuvvetleri, Yüce Allah’a duydukları güvenle; Trump ve ülke liderlerinin Amerikan gücünün zirvesi olarak gördüğü ve bölge ile dünyayı tehdit etmekte kullandığı ABD Deniz Kuvvetleri’ni, Fars (Basra) Körfezi’ni çevreleyen denizlere ve İran’ın karasularına bir daha yaklaşamayacak şekilde etkisiz hale getirmeyi başarmıştır.

Sözlerine şunları ekledi: “ABD başkanı, ordusunun ve askeri güçlerinin yeniden Fars (Basra) Körfezi’ne girdiğini ancak rüyasında görebilir. Bu hevesi sonsuza kadar mezara götürecekler.”

“Amerikan askeri gemilerinin Fars (Basra) Körfezi’ne girmesine hiçbir koşulda ve hiçbir zaman izin vermeyeceğiz,” diye vurguladı.

Rejim devirmekten boğazı yeniden açma mücadelesine

Washington ve Tel Aviv’in açıkça “işi bitirmekten” ve yeni bir taarruza hazırlanmaktan bahsettiği bir sırada gelen bu açıklamalar, savaşın hedeflerinin ne kadar büyük bir sapmaya uğradığını gözler önüne sermektedir. İslam Cumhuriyeti’ni devirmek ya da teslime zorlamak amacıyla bir Amerikan-İsrail harekatı olarak başlayan süreç, sekiz ayı aşkın savaşın ardından pratikte Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma mücadelesine indirgenmiştir.

Savaş, Haziran 2025’te müzakerelerin ortasında gerçekleştirilen baskın saldırılarla başlayıp Şubat 2026’da ve bu yılın Haziran ayında yeniden tırmandığında, ABD Başkanı Donald Trump; Tahran’da hızlı bir çöküş, İran nükleer programının imhası ile füze ve bölgesel gücünün son bulacağı vaadinde bulunmuştu. Bunların hiçbiri gerçekleşmedi.

Aksine İran ayakta kaldı; Amerikan üslerine ve İsrail hedeflerine yönelik devasa füze, İHA ve deniz operasyonlarıyla misillemede bulundu, Hürmüz Boğazı üzerindeki denetimini sıkılaştırdı ve Washington’a emsalsiz bir enerji ve askeri maliyet yükledi. Moody’s tahminlerine göre savaş, Amerikan tüketicilerine bu yıl şimdiden 265 milyar dolara —hane başına yaklaşık 2.000 dolar ki bunun yarısı yüksek enerji fiyatlarından kaynaklanmaktadır— mal olmuştur.

Bugün Amerikalı yetkililer artık Tahran’da eli kulağında bir rejim değişikliğinden bahsetmiyor. Navigasyon özgürlüğünün yeniden tesis edilmesinden, Boğaz’ın açılmasından, el konulan gemilerin emniyete alınmasından ve tankerleri hedef alan mayın olaylarının ardından petrol fiyatlarının varil başına 110 doların üzerine çıkmasının engellenmesinden bahsediyorlar. Bir başka deyişle, İran’a diz çöktürmek için yola çıkan süper güç, şimdi kendi gemilerini İran’ın gözetimindeki bir su yolundan tekrar geçirebilmek için mücadele veriyor.

Abdullahi bu durum tersine dönüşü doğrudan tiye aldı: Trump defalarca İran’ın nükleer tesislerini imha ettiklerini iddia etti, ancak aynı zamanda İran’ın nükleer silahlara sahip olmaması gerektiğini tekrarlayıp duruyorlar; bu açık çelişkinin sonu gelmiyor.

“Eğer her şeyi imha ettiyseniz, o halde bu hezeyanları tekrarlamanın mantığı nedir? Bu açıklamalar tamamen mantıksız, çelişkili ve tekrarlardan ibarettir; dünya kamuoyunu ve özellikle Amerikan halkını kandırmak için tüketime sunulmaktadır,” dedi.

“İran’ın tüm askeri tesislerini ve kapasitelerini imha ettiğinizden eminseniz, o halde paslanmış uçak gemileriniz, gemileriniz ve korkak askeri unsurlarınız neden Hürmüz Boğazı’na, İran’ın deniz ve kara sınırlarına yaklaşmaya cesaret edemiyor?” diye sordu.

Beşinci Filo artık işlevsiz

Bu soru artık bölgenin askeri haritasını tanımlamaktadır. İranlı yetkililer, Boğaz’ın muhafızlarından ağır darbeler alan ABD güçlerinin artık Umman Denizi’nden ileriye geçemediğini ve ne zaman bu riski göze alsalar kendilerine zarar verdiklerini belirtmektedir.

İslam Devrimi Lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney, 28 Eylül tarihli mesajında Abdullahi’nin bildirisinde yankı bulan şu ifadelere yer vermişti: Bugünlerde [düşman kuvvetleri], Hürmüz Boğazı muhafızlarından aldıkları ağır darbeler nedeniyle Umman Denizi’nden ileriye gelemiyorlar ve ne zaman bu tehlikeyi göze alsalar kendi başlarını yakıyorlar; çok geçmeden Umman Denizi de kendisini onlardan temizleyecektir.

İranlı komutanlar bunun bir retorik değil, bir zamanlar Basra Körfezi’ndeki Amerikan egemenliğini ayakta tutan altyapının kendisine yönelik kesintisiz ve ağır darbelerin bir sonucu olduğunu söylüyor.

İran askeri değerlendirmelerine göre, Basra Körfezi çevresindeki ABD üsleri —Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Irak’takiler— savaşın başından bu yana defalarca hedef alınmış ve ağır hasara uğramıştır. Her şeyden öte, bölgedeki Amerikan deniz gücünün yaklaşık otuz yıldır komuta merkezi olan Bahreyn’deki ABD Beşinci Filo karargahı, İran’ın ağır füze ve İHA saldırılarıyla tamamen imha edilmiş ve kullanılamaz hale getirilmiştir.

Yıllarca Beşinci Filo; muhripleri, kıyı muharebe gemileri, mayın tarama gemileri ve Manama’daki lojistik merkeziyle Amerikan düzeninin garantörü olarak sunulmuştu. İranlı yetkililer şimdi filonun iskelelerinin boş olduğunu, komuta tesislerinin çalışmadığını ve geriye kalan gemilerin İran’ın gemisavar füzelerinin, sürat teknelerinin, denizaltılarının, mayınlarının ve kıyı savunma sistemlerinin menzilinin çok ötesinde, Basra Körfezi’nin oldukça dışında konuşlanmak zorunda kaldığını ifade etmektedir.

Bir zamanlar Bahreyn’e demirleyen ve rutin olarak Hürmüz’den geçen ABD uçak gemileri artık Hint Okyanusu’nun kuzeyinde ve Umman Denizi’nde bekliyor. İkmal süreçleri uzun rotalar gerektiriyor. Sigorta oranları tavan yaptı. Basra Körfezi’nin güney kıyısındaki koruma umuduyla ABD güçlerine ev sahipliği yapan Washington müttefikleri bile, limanlarının ve havaalanlarının hedefe dönüştüğünü görerek Washington’dan görünür varlığını azaltmasını sessizce talep etti.

Savaş öncesi düzen artık mümkün değil

Abdullahi, İran’ın stratejisinin bu bataklığı derinleştirmek olduğunu söyledi: Şüphesiz cesur ve bilge Liderliğin sarsılmaz iradesi, ayağa kalkan dirençli halkın kararlılığı, fedakar Silahlı Kuvvetler ve İslam İranı yetkilileriyle; sizleri —Amerika’yı, onun gayrimeşru dölü Siyonist rejimi ve cılız, saldırgan ordularınızı— kendi ellerinizle kurduğunuz bataklığın içine günbegün daha derin batırmaya karar verilmiştir.

“Yüce Allah’ın yardımı ve ilahi zaferle, güçlü İran’ın stratejisi şudur: Bu hesaplaşma ne kadar uzun sürerse, Allah’ın izniyle ölüm ve çöküş bataklığına o kadar derin çekileceksiniz,” diye ekledi.

Bölgesel ve hatta Batılı analistler artık Basra Körfezi’nin güvenlik mimarisinin savaş öncesindeki haline dönmeyeceğini kabul ediyor. Otuz yıl boyunca bu mimari basit bir varsayıma dayanıyordu: Meydan okunamaz Amerikan deniz üstünlüğü, Amerikan koruması altında açık bir boğaz, İran çevreleyen düzen altında sığınan bölgesel devletler.

Bu varsayım çökmüştür. İran, Boğaz’ı istediği zaman kapatabileceğini veya denetleyebileceğini, 2.000 kilometrelik bir yarıçaptaki her üssü vurabileceğini, küresel enerji piyasalarına ağır maliyetler yükleyebileceğini ve doğrudan Amerikan-İsrail bombardımanına rağmen ayakta kalabileceğini kanıtlamıştır. Ev sahibi devletler, ABD taarruz unsurlarına ev sahipliği yapmanın İran misillemesini davet ettiğini öğrendi. Denizcilik şirketleri, İran’ın onayı olmadan geçişin rutin bir sigorta konusu değil, askeri bir risk olduğunu idrak etti.

Bu nedenle Tahran, su yolunu Amerikan savaş gemilerine yeniden açmaktan ibaret olan bir ateşkes vasıtasıyla eski duruma (status quo ante) dönülmesine dair söylemleri reddetmektedir. İranlı yetkililer, kalıcı herhangi bir düzenlemenin İran’ın meşru güvenlik haklarını tanıması, saldırganlığa ve yaptırımlara son vermesi ve ABD askeri gemilerini Fars (Basra) Körfezi’nden tamamen çıkarması gerektiği hususunda ısrarcıdır.

Tahran açısından mesaj hem askeri hem de siyasidir: Basra Körfezi artık yaşlanan uçak gemileri, paslanmış muhripler ve ekspedisyonel (seferî) fanteziler için geçişe elverişli bir su yolu değildir. İran doktrininde bu körfez, ulusal savunmanın ön cephesi ve rejim devirme amacıyla başlatılan bir savaşı Washington’ın kazanamayacağı bir yıpratma savaşına dönüştüren ana kaldıraçtır.

Tehran Times

Yaşlı uçak gemilerine Fars Körfezi’nde yer yok
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter