Yeni bir rapora göre, Minab’daki bir ilkokula yapılan saldırı gibi ayrım gözetmeyen saldırılar, ihmalkarlığın ötesine geçti.
Yeni bir rapora göre, BM’nin bir araştırma heyeti, ABD’nin İran’daki sivil hedeflere ayrım gözetmeksizin saldırılar düzenleyerek savaş suçları işlediğine dair makul gerekçeler buldu.
İran Bağımsız Uluslararası Gerçekleri Araştırma Misyonu, bulgularını Perşembe günü BM İnsan Hakları Konseyi’ne sundu. Misyon, bulgularında kısmen, çatışmanın “sembolik” bir örneği olarak nitelendirdiği ve uluslararası hukukun “önemli ihlallerini” içeren iki saldırıya odaklandı.
İlk olay, 28 Şubat’ta Minab’daki bir ilkokula düzenlenen çifte saldırıydı. Misyon, güvenilir bilgilere göre 13 yaş ve altı 123 çocuk da dahil olmak üzere 157 kişinin öldüğünü doğruladı.
Araştırmacılar, silahın yalnızca ABD tarafından savaş sırasında kullanılan bir Tomahawk Kara Saldırı Füzesi (TLAM) olduğunu tespit etti. Pentagon’un iç soruşturmaları ve Washington’un olayı açıklayamaması da dahil olmak üzere kanıtları dikkate alan ekip, okulun kasıtlı olarak hedef alındığı ve bunun da görünüşe göre güncelliğini yitirmiş istihbarata dayandığı sonucuna vardı.
Söz konusu alan, 2016 yılından önce İslam Devrim Muhafızları Ordusu’na (IRGC) ait bir yerleşkenin parçasıydı, ancak okul on yıldan uzun bir süredir askeri tesisten bir duvarla ayrılmıştı. Araştırmacılar, alanın açıkça sivil bir yer olarak tanımlanabildiğini ve askeri amaçlarla kullanıldığına dair hiçbir kanıt bulamadıklarını belirtti.
İkinci olayda ise Fars eyaletinin Lamerd kentindeki bir spor kompleksi ve çevresindeki yerleşim alanına saldırı düzenlendi. Misyon, saldırıda 22 sivilin öldüğünü ve yaralandığını, ayrıca yakındaki evler ve bir okulun hasar gördüğünü bildirdi.
Araştırmacılar, ABD yapımı bir Hassas Vuruş Füzesi’nin (PrSM) havada patlayarak geniş bir alana yaklaşık 180.000 tungsten peletini saçtığını söyledi.
Her iki durumda da, misyon, ABD’nin davranışının ihmalkarlığın ötesine geçtiği ve sivil ölümlerine, yaralanmalarına veya sivil mülke zarar verilmesine yol açan ayrım gözetmeyen bir saldırı başlatma savaş suçu teşkil ettiği sonucuna vardı. ABD’nin, sivillere yönelik riske rağmen hedefleme bilgilerini yeterince doğrulamadığını belirtti.
Raporda ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump ve Savaş Bakanı Pete Hegseth de dahil olmak üzere üst düzey ABD yetkililerinin söylemlerine yer verildi; araştırmacılar bu söylemlerin “sivil zararın azaltılmasına” ve uluslararası insani hukuka uyulmasına öncelik verilmediğini gösterdiğini belirtti.
Hegseth, ABD ordusunun “daha ölümcül” olması gerektiğini ve Amerikan güçlerinin düşmanlarına “hiçbir şekilde merhamet göstermeyeceğini” söylemişti; bu sözleri, savaş esirleri açısından doğuracağı sonuçlar nedeniyle milletvekilleri ve hukuk uzmanlarından eleştiri almıştı.
Trump, BM’yi uluslararası çatışmaları çözmede başarısız olmakla ve ABD ile birlikte İran’a karşı savaş başlatan İsrail’e karşı önyargılı olmakla suçlayarak defalarca eleştirdi. Yönetimi ayrıca Washington’ı çeşitli BM organlarından ve kuruluşlarından çekti.
Araştırma heyeti, İranlı yetkilileri 2025-2026 yıllarında kitlesel protestoları bastırma operasyonları sırasında ciddi ihlallerde bulunmakla suçlayarak, bazı suistimallerin insanlığa karşı suç teşkil ettiği sonucuna vardı.
Trump, protestocuları alenen destekledi ve onlara ABD koruması teklif etti; Tahran ise Washington’ı başarısız bir rejim değişikliği girişiminin parçası olarak huzursuzluğu desteklemekle suçladı.




