İran’ın, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in şiddetli ve kesintisiz hava saldırılarına rağmen ayakta kalmayı başarması, Çin’in Tahran’a verdiği desteğin kritik bir önem taşıdığını ortaya koydu.
Çin’in, Pekin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi (KYİ) kapsamındaki geniş demiryolu koridorları başta olmak üzere, İran dahil Avrasya’ya uzanan fiziki erişimi zaten iyi bilinmektedir. Çin, bu açılımını tarihi İpek Yolu’nun yeniden canlandırılması olarak çerçevelemiştir; bu yol, deniz rotaları öne çıkmadan önce Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan ve canlılığını koruyan bir ticaret ve ulaşım koridoruydu.
Çin’in Şian kentinden Venedik’e uzanan koridor antik İpek Yolu’nun omurgasını oluştururken, bu merkezi eksenden ikincil ve üçüncül rotalardan oluşan bir ağ yayılmaktaydı. Nitekim Çin’in Han hanedanlığı, İran’ın İpek Yolu imparatorluğu olarak da adlandırılan Part İmparatorluğu, Hindistan’ı Afganistan ve Orta Asya’nın bir bölümüyle bağlayan Kuşan İmparatorluğu ve Roma İmparatorluğu dahil olmak üzere tarihteki bazı büyük imparatorluklar ve hanedanlıklar, antik İpek Yolu boyunca gerçekleşen mal, insan ve rahiplerin gidiş-geliş hareketliliği sayesinde gelişip büyümüştür.
Şimdi yeni görünümünde, KYİ modeli altında en az iki dikkate değer koridor öne çıkmaktadır. Bunlardan biri Çin-Orta Asya-İran yük koridorudur. Bu, Şian kentini İran’ın en büyük konteyner limanı olan Bandar Abbas’taki Şehit Recai Terminali’ne bağlayan yaklaşık 7.000 kilometrelik bir yük koridorudur. Bu rota boyunca taşınan mallar, Bandar Abbas’ta son bulmadan önce İran’ın iki simge şehri olan Meşhed ve Tahran’dan geçer.
Son hava saldırısı dalgası sırasında ABD savaş uçakları, bu koridorun önemli bir düğüm noktası olan Gülistan demiryolu köprüsünü hedef alarak ABD’nin KYİ altyapısına yönelik ilk büyük saldırısını gerçekleştirmiştir.
Amerikalılar ayrıca Çin-Orta Asya-İran yük koridorunun son durağı olan Bandar Abbas’ı da defalarca bombalamıştır. Tesadüftür ki bu saldırı sadece Çin ve İran’a değil, aynı zamanda Hindistan ve Rusya’ya da bir mesaj göndermiştir. Çünkü Bandar Abbas, 7.200 kilometrelik Uluslararası Kuzey Güney Ulaştırma Koridoru’nun (INSTC) kilit kilit noktasıdır. Hindistan’ın Mumbai kentinden başlayan koridorda mallar, İran’ın Hazar Denizi kıyısındaki Bandar Anzali limanına demiryoluyla sevk edilip oradan Rusya’daki Astrahan’a gemilerle taşınmadan önce temel aktarma noktası olarak Bandar Abbas’ı kullanır. Astrahan’dan ise konteynerler trenlerle Moskova ve St. Petersburg’a taşınır.
Çin’den çıkan bir diğer ana rota Kazakhstan’dan geçer; ardından Hazar’ın Kazak tarafını geçtikten sonra Azerbaycan’a, sonrasında trenle Gürcistan’a girerek Türkiye ve Avrupa’da son bulur. Bu rota, Çin’in Rus anakarasına girmeden Avrupa’ya ulaşmasını sağladığı için büyük önem taşımaktadır.
Avrasya genelindeki KYİ rotaları geniş çapta bilinir hale gelmişken, Dijital İpek Yolu vizyonu altında bu devasa kara koridorlarına hizmet veren dev veri merkezleri de dahil olmak üzere Çin’in dijital hatları daha az bilinmekte ancak en az diğerleri kadar önem taşımaktadır.
Nitekim Çin; Kazakistan, Özbekistan ve İran’da yapay zeka/veri merkezi merkezleri kurarak, iki KYİ koridoruna ve daha fazlasına hizmet veren entegre bir Avrasya dijital omurgası oluşturmuştur.
Kazakistan’da Ulusal Bilimler Akademisi, “Uzamsal-Zamansal Yapay Zeka ve Sürdürülebilir Kalkınma Laboratuvarı”nı kurmak amacıyla Zhejiang Teknoloji Üniversitesi ile bir mutabakat zaptı imzalamıştır. Bu iddialı proje, bir ila ten eksaflops arasında değişen işlem gücüyle eşleştirilmiş gelişmiş yapay zeka araştırma ekipmanlarına odaklanmaktadır.
Özbekistan’da ise Şanghay merkezli yapay zeka şirketi LinkWise, Özbekistan Dijital Teknolojiler Bakanlığı ile iş birliği yaparak “Modüler Akıllı Hesaplama Merkezi” kurmuştur. Bu tesis, Özbekistan’ın dijital yönetim, akıllı şehirler ve sanayi modernizasyonu hedeflerini destekleyecek bir “yapay zeka beyni” işlevi görecektir.
Buna ek olarak LinkWise Data Intelligence şirketi, Özbekistan’ın merkezindeki Buhara ile güney sınır bölgesi Surhanderya’da her biri 300 MW kapasiteli iki büyük ölçekli veri merkezi inşa etmeyi planlamaktadır.
Çin, bölgesel dijital altyapısının bir parçası olarak batıya yönelen üç fiber ana hattı (AAE-1, PEACE ve TASIM) inşa etmekte ve bunları Orta Asya ile İran’daki belirlenmiş yapay zeka/veri merkezleriyle sabitlemektedir.
Örneğin AAE-1, Hong Kong’a ulaşmakta ve ardından Güneydoğu Asya, Hindistan, Batı Asya ve Avrupa’ya doğru ilerlemektedir.
Batı Asya’dan —BAE’deki Füceyre ve Suudi Arabistan’daki Cidde ana düğüm noktaları olmak üzere— fiber kablolar boyunca akan veri trafiği, karadan kuzeye doğru İran, Türkmenistan ve Kazakistan’a ilerlemekte; böylece Çin-Orta Asya-İran yük koridoruna hizmet vermektedir. Başka bir deyle AAE-1, İran ve Orta Asya’daki yapay zeka merkezlerine bağlanan güney dijital besleyicisidir.
Çin kontrolündeki ikinci fiber hattı olan PEACE ise Pakistan ve İran’daki kritik bölgelere hizmet vermektedir. Pakistan’da Gövader ve Karaçi’yi bağlayan PEACE hattı, batıya Cibuti, Süveyş ve Marsilya’ya doğru yönelmektedir. Pakistan’dan çıkan karasal fiber hat, Orta Asya’daki Türkmenistan’a ulaşmadan önce İran’ın üç büyük şehri olan Zahidan, Meşhed ve Tahran’a uzanır.
TASIM fiber kanalı ise Kazakistan, Azerbaycan ve Gürcistan’dan geçen Orta Koridor’a dijital bağlantı sağlamaktadır.
Daha spesifik olarak, Çin’in Sincan bölgesinden başlayan TASIM, Orta Koridor boyunca karasal bir fiber süper otoyolu olarak uzanır; Kazakistan’ın mega yapay zeka merkezlerini, Özbekistan’ın Çin tarafından inşa edilen 300 MW’lık veri merkezlerini, Azerbaycan’ın dijital koridor girişimini ve Orta Koridor’un temel demiryolu omurgası olan Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu boyunca akıllı gümrük sistemlerini besler. Bir başka ifadeyle TASIM; yapay zeka destekli lojistiği, bulut hizmetlerini, uydu destekli yük takibini ve dijital yönetim platformlarını mümkün kılmaktadır.
Devam eden savaş bağlamında Çin’in İran’a sağladığı dijital destek paha biçilmez bir niteliktir.
Çin, İran’da doğrudan kendi veri merkezlerini işletmese de bu merkezlere ekipman tedarik etmektedir. Huawei, ZTE, Tiandy ve Hikvision gibi Çinli şirketlerin donanımlarını İran’ın dijital altyapısına entegre ettikleri yaygın bir şekilde bildirilmektedir. İran tesislerine kurulan bu sistemlerin, İran’ın yerel intranet ağı olan Ulusal Bilgi Ağı’nın (NIN) bir parçası olduğu ifade edilmektedir.
Medya raporları, İran NIN ağının ana düğüm noktalarının Tahran, Kum, Meşhed, İsfahan ve Şiraz’da yer aldığını göstermektedir. Çin sistemlerini kullanan başlıca İranlı telekom operatörleri arasında MCI (İran Mobil İletişim Şirketi), Irancell (MTN Irancell büyük ölçüde Huawei’ye bağımlıdır) ve Rightel bulunmaktadır. Bu şirketlerin —öncelikle Tahran, Kereç, Meşhed ve Tebriz’deki— veri merkezleri Huawei 4G/5G çekirdek altyapısına ve ZTE anahtarlama sistemlerine dayanmaktadır.
Çinli şirketler Tiandy ve Hikvision ise güvenlik kamerası (CCTV) depolama sunucuları, yüz tanıma sistemleri ve video analiz platformları tedarik etmektedir.
Batı kontrolünden uzak, güçlü bir paralel dijital evren inşa eden Çin, dijital alanda egemen olmak için tüm zorlu işleri başarmıştır. Bunun karşılığında İran gibi Orta Güçleri güçlendirerek jeopolitik nüfuzunu genişletmekte ve dijital açıdan güvenli bir Küresel Güney inşa etme yollarını açmaktadır.
Atul Anjea
Geopolitika





Bekliyoruz