featured
  1. Haberler
  2. Analiz
  3. Türkiye ve Yeni Suriye’nin Hizbullah ile görüşmesi iddiası

Türkiye ve Yeni Suriye’nin Hizbullah ile görüşmesi iddiası

0
Paylaş

Türkiye ve “Şara’nın Suriyesi”, “Hizbullah” ile İstanbul’da yaptıkları görüşmeyi neden inkâr ediyor? Neden bu ihtimali göz ardı edelim ki? “Yeni Suriye”, temel görevini tamamladıktan sonra miadını doldurmuş olabilir mi?

Türkiye ve “Yeni Suriye” yetkililerinin, uluslararası haber ajansı Reuters tarafından yayımlanan ve altı kaynağa dayandırılarak “Suriye devleti” ile “Hizbullah” temsilcileri arasında Türkiye’de görüşmeler yapıldığını aktaran haberi aceleyle yalanlamasına şaşırmıyoruz. İşin ironik yanı, bu haberi ilk yalanlaması gereken tarafın Türk ve Suriyeli müttefikler değil, “Hizbullah” olmasıdır. Çünkü İsrail’in Suriye’nin güneyindeki askerî saldırı ve ihlallerini yoğunlaştırdığı, Arap ve dünya ülkelerinin büyük bölümünün Şam yönetimini terk ettiği ve mali yardımların kesildiği bir ortamda, bu iki müttefik böyle bir görüşmeye şiddetle ihtiyaç duyuyor. Söz konusu gelişmeler, bugün yaşanan ekonomik çöküşe ve hayat pahalılığının giderek artmasına yol açmış durumda.

İlginç olan şu ki, bu denklemdeki en güçlü taraf ve belki de en fazla zarar gören taraf “Hizbullah”, Türkiye’deki görüşmeye ve krizlere gömülmüş yeni Suriye yönetimiyle temas kurulduğu yönündeki habere karşı sessizliğini korudu ve herhangi bir açıklama yapmadı.

Hizbullah’ın bütün müzakerelerine ve İsrail işgaline yönelik güvenlik tavizlerine rağmen, İsrail’in işgal altındaki güney Suriye topraklarına yönelik kışkırtıcı askerî baskınları devam ediyor. Bu gelişmelerin en dikkat çekici örneklerinden biri, eski Suriye yönetiminin düşmesinden kısa süre sonra İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Israel Katz’ın yeni ele geçirilen Hermon Dağı’nı ziyaret etmesiydi. İkili, gezi sırasında fotoğraflar çektirdi ve bu dağın Yahudileştirilmesine yönelik niyetlerini ortaya koyan açıklamalarda bulundu. Söz konusu dağ, Güney Lübnan’a ve İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri’ne hâkim bir konumda bulunuyor.

Geçici Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın, Golan Tepeleri’nin Suriye’ye iade edilmesi yönündeki talebine karşılık Netanyahu, Yahudilerin Golan Tepeleri’nde Araplardan ve Müslümanlardan binlerce yıl önce yaşadığını ileri sürerek kaba bir yanıt verdi.

Son günlerde ve haftalarda İsrail’in Suriye’ye yönelik askerî baskınları sürerken ABD de kayıtsızlığını ortaya koydu. Washington, Suriye’deki otoriter yönetimi desteklemeyi sürdürürken aynı zamanda korumasını geri çekti; bütün Amerikan personelini tahliye ederek Suriye, Irak ve Irak Kürdistanı’ndaki bazı tesisleri yıktı. Dahası, Arap ülkelerinin bütün destekçileri Suriye’deki mevcut durumdan uzaklaştı ve mali yardımlarını durdurdu.

Medya mensubu ve Cumhurbaşkanı eş-Şara’nın danışmanlarından biri olan Musa el-İmar’ın, Suriye’yi tehdit eden ağır mali krizden kurtarmak amacıyla Körfez ülkelerinden acilen 20 milyar dolar ödemelerini istediğini öğrendik.

“Yeni Suriye” yönetiminin, içinde bulunduğu umutsuzluk, siyasi kriz ve mali sıkıntılar nedeniyle Türkiye’de “Hizbullah” temsilcileriyle bu görüşmeyi gerçekleştirmiş olabileceği ihtimalini göz ardı etmiyoruz. Böyle bir görüşme, ABD’ye ve Arap ülkelerine yönelik çaresiz bir tehdit mesajı niteliği taşıyabilir: Suriye’ye mali, askerî ve diplomatik desteğin sürdürülmemesi hâlinde ülke yeniden direniş eksenine dönebilir, “Hizbullah” ile ittifak kurabilir ve İran’dan silah kaçakçılığına yönelik yasağı kaldırabilir.

“Yeni Suriye” yönetiminin ve geçici cumhurbaşkanının “Hizbullah” ile iletişim kanalları açmış olabileceği düşüncesini güçlendiren, göz ardı edilemeyecek bir başka gelişme daha var. Suriye’nin güneyinde ve Yermuk Havzası’nda İsrail işgaline karşı ulusal ve İslamcı direniş hareketinin yükselişi söz konusu. İddialara göre “Hizbullah”, bu direnişe savaşçı, silah ve muharebe tecrübesi sağlıyor; iki taraf arasındaki operasyonel koordinasyon da giderek gelişiyor.

Gerçek şu ki, Hizbullah’ın sessizliği uzun sürmeyecek. Bu konuda er ya da geç konuşacak; görüşmeyi ya doğrulayacak ya da yalanlayacak. Her iki durumda da sonuçtan kazançlı çıkabilir.

Bu sessizliğin en makul açıklaması, Hizbullah’ın daha hayati meselelere odaklanması, liderliğinin ihtiyatlı ve akılcı davranması ve hem Arap hem de Batılı müttefiklerinin neredeyse tamamını kaybetmiş bir tarafla ikincil çatışmalara sürüklenmekten kaçınmak istemesidir.

Humus, Halep ve Hama gibi kentlerde iç çatışmalar giderek tırmanıyor. Yeni rejimin mezhepçi kimliğine karşı çıkan askerî gruplar protestolar düzenlerken, IŞİD gibi aşırılıkçı ve “terörist” örgütlerle bağlantılı gruplar da marjinalleştirildikleri gerekçesiyle intikam peşinde koşuyor; güvenliği ve istikrarı bozacak eylemlere yöneliyor.

Bu grupların liderleri “Yeni Suriye”ye ihanet etti. Kendilerine verilen temel görev yerine getirildikten sonra onu terk ettiler ve kendi kaderiyle baş başa bıraktılar. Artık önündeki engelleri kendi başına temizlemesini bekliyorlar; tabii bunu yapabilecek eli ve tırnağı kaldıysa!

Gerçekleri günler ortaya çıkaracak.

Abdulbari Atvan
Rai Al Youm

 

Türkiye ve Yeni Suriye’nin Hizbullah ile görüşmesi iddiası
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter